
İlk Rızık: Anne Sütü ve Emzirmenin Hikmeti
Seri: Vahyin Sofrası
Vahyin Sofrası’nda şimdiye kadar çoğunlukla insanın önüne konan nimetlere baktık. İncirin bereketine, zencefilin keskinliğine, narın olgunlaşmasına…
Bu kez sofrayı biraz daha geriye götürelim. Henüz kaşığın olmadığı, tabağın kurulmadığı, insanın ne yiyeceğini seçemediği ilk günlere. Çünkü insanın yeryüzündeki ilk rızkı, çoğu zaman bir sofrada değil; annesinin kucağında başlar.
Kur’an, emzirme meselesini yalnız bebeğin beslenmesi üzerinden değil; annenin korunması, babanın sorumluluğu ve sürecin birlikte yürütülmesi üzerinden ele alır:
“Emzirmeyi tamamlamak isteyen için analar çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Onların normal ölçülerde yiyecek ve giyeceklerini sağlamak çocuğun babasına aittir…”
(Bakara, 2/233)
Ayetin devamında hiç kimsenin gücünü aşan bir yükle sorumlu tutulmaması, annenin ve babanın çocuk sebebiyle zarara uğratılmaması; sütten kesmenin ise karşılıklı danışma ve anlaşmayla gerçekleşmesi gerektiği bildirilir. Gerektiğinde sütanneye başvurulmasına da izin verilir.
Burada dikkat çekici olan şey şu:
Kur’an yalnızca “bebeği besleyin” demiyor. Beslenmenin etrafına bir sorumluluk, ölçü ve merhamet düzeni kuruyor.
Bir Bebeğin Rızkı, Yalnız Annenin Meselesi Değildir
Bakara 2/233 çoğu zaman “iki yıl emzirme” ifadesiyle hatırlanır. Oysa ayetin en güçlü taraflarından biri, emzirmenin yükünü yalnız annenin omuzlarına bırakmamasıdır. Anne emzirirken onun yiyeceği ve giyeceği de gözetilir. Baba sorumluluğun dışında tutulmaz. Annenin çocuk sebebiyle zarar görmemesi özellikle belirtilir. Sütten kesme kararı bile tek taraflı değildir; istişare ister. Bu bize beslenmenin daha hayatın başlangıcında bile yalnızca biyolojik bir mesele olmadığını düşündürüyor. Bir bebeğin doyması için, onu besleyen kişinin de korunması gerekir.
Belki rızkın ilk derslerinden biri tam olarak budur:
Birini besleyen insanın da beslenmeye, dinlenmeye ve yükünün paylaşılmasına ihtiyacı vardır.
Bilimsel veriler de emzirmenin yalnız annenin bireysel iradesine indirgenemeyeceğini gösteriyor. Emzirmeyi geliştirmeye yönelik 195 çalışmayı değerlendiren sistematik derleme ve meta-analizde; sağlık sistemi, aile, ev ve toplum desteğinin birlikte bulunduğu müdahalelerin emzirmeye başlama ve sürdürme oranlarını artırmada daha etkili olduğu görülmüştür. Acta Paediatrica - 2015 - Sinha…
Yani anneye yalnızca “emzir” demek yeterli değildir.
Onun emzirebilmesine imkân veren şartları oluşturmak da bu hikâyenin bir parçasıdır.
“İki Yıl”ın İçinde Annenin Emeği de Var
Emzirme ve sütten kesme süresi Kur’an’ın başka ayetlerinde de karşımıza çıkar.
Lokmân Suresi’nde annenin taşıdığı yük özellikle görünür kılınır:
“Annesi onu güçsüzlük üstüne güçsüzlükle taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur…”
(Lokmân, 31/14)
Ayetin devamında Allah’a ve anne babaya şükür çağrısı gelir.
Böylece çocuğun beslenmesi yalnız onun büyümesiyle değil; onu taşıyan, doğuran ve emziren annenin emeğini hatırlamakla da yan yana gelir.
Ahkâf Suresi ise hamilelikten sütten kesilmeye uzanan dönemi tek bir bütün hâlinde anar:
“Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır…”
(Ahkâf, 46/15)
Bu ayetlerin dili dikkat çekicidir.
Bebeğin rızkından söz edilirken annenin bedeni unutulmaz.
Rızık anlatılırken emek de anlatılır.
Bu yüzden emzirmeyi yalnız “bebeğe verilen süt” olarak görmek eksik kalır. Kur’an’ın çizdiği çerçevede bir annenin bedeni, zamanı, emeği ve hakkı da bu beslenme hikâyesinin içindedir.
Anne Sütü: Sabit Bir Sıvı Değil
Modern bilim, anne sütüne baktığında yalnız protein, yağ ve karbonhidrat görmüyor.
İnsan sütü, bileşimi laktasyon süresine, anne-bebek özelliklerine ve bazı bileşenler açısından günün saatine göre değişebilen dinamik bir biyolojik sistemdir. nutrients-16-01487-v2
Sirkadiyen değişimleri inceleyen sistematik derlemede triptofan, yağlar, trigliseritler, kolesterol, demir, melatonin, kortizol ve kortizon gibi bazı bileşenlerde gün içi değişimler olduğuna dair güçlü bulgular bulunmuştur. Buna karşılık her bileşende aynı ritim görülmemiş; özellikle bağışıklık faktörleri ve bazı diğer bileşenler açısından sonuçlar yetersiz veya çelişkili kalmıştır. nutrients-12-02328
Belki burada Vahyin Sofrası açısından güzel bir tefekkür alanı açılıyor.
İnsanın ilk rızkı, tek biçimli ve değişmez bir madde değildir.
Canlı bir ilişkinin içinde değişen bir beslenme ortamıdır.
Fakat bilimin söylemediğini de ona söyletmemek gerekir. Anne sütünün her değişiminin bebeğin ihtiyacına göre kusursuz biçimde ayarlandığını bugün için her bileşen açısından gösterebilmiş değiliz.
Daha doğru cümle şudur:
Anne sütü değişkendir; bu değişkenliğin biyolojik anlamının bir bölümünü biliyoruz, bir bölümünü ise hâlâ araştırıyoruz.
Bebeğin Sindirmediği, Bağırsağın Değerlendirdiği Moleküller
Anne sütünün en dikkat çekici bileşenlerinden biri insan sütü oligosakkaritleri, yani HMO’lardır.
HMO’lar anne sütünün laktoz ve yağdan sonra en bol katı bileşenleri arasında yer alır. Büyük ölçüde bebeğin sindirim enzimleri tarafından parçalanmadan bağırsaklara ulaşırlar. Burada bazı mikroorganizmalar için kullanılabilir bir substrat hâline gelir; bağırsak mikrobiyotası, mukozal bariyer ve bağışıklık sistemiyle ilişkileri araştırılmaktadır. nutrients-10-01038
Özellikle Bifidobacterium türleriyle HMO’lar arasındaki ilişki, erken yaşam mikrobiyotası açısından bilim dünyasının önemli araştırma alanlarından biridir. fcimb-14-1386421 (1)
Buradaki ayrıntı gerçekten düşündürücüdür:
Anne sütünde, bebeğin doğrudan enerji olarak kullanmadığı; fakat onunla birlikte yaşayan mikroorganizmaların değerlendirebildiği moleküller bulunur.
Beslenme bazen yalnızca insanı beslemek değildir. İnsanla birlikte yaşayan küçük bir ekosistemi de şekillendirir. Ancak burada da sınırı korumak gerekir. HMO’larla enfeksiyon ve bağışıklık sonuçları arasında umut verici ilişkiler olsa da çalışmaların önemli bölümünde heterojenlik vardır ve her gözlenen ilişkinin doğrudan nedensellik anlamına geldiğini söylemek mümkün değildir. fped-06-00091
Anne Ne Yerse Süt Tamamen Ona mı Dönüşür?
Emzirme döneminde anneler bazen çok ağır bir beslenme sorumluluğuyla karşı karşıya bırakılabiliyor:
“Bunu yersen bebeğe geçer.”
“Şunu yersen sütün kaliteli olur.”
“Bunu yeme, sütün bozulur.”
Bilimsel tablo bu kadar basit değildir.
Anne beslenmesi bazı süt bileşenlerini etkileyebilir. Özellikle yağ asidi profili açısından maternal beslenmeyle ilişki gösteren çalışmalar vardır. Örneğin balık tüketimi ile anne sütündeki DHA ve EPA düzeyleri arasında pozitif ilişkiler bildirilmiştir. Buna karşılık süt proteinleri, karbonhidratları, vitaminleri ve mineralleri açısından çalışmalar daha sınırlı ve yöntemsel olarak heterojendir. fnut-10-1320560
2022 tarihli başka bir sistematik derlemede de anne beslenmesiyle süt makrobesin içeriği arasındaki sonuçların oldukça değişken olduğu; karbonhidrat açısından çalışmaların çoğunda belirgin ilişki saptanmadığı görülmüştür. maternal-dietary-intake-nutriti…
Belki bu bilgi Bakara 2/233’te annenin yiyecek ve giyeceğinin karşılanmasını yeniden düşünmemizi sağlar.
Anneyi iyi beslemek yalnızca “daha iyi süt üretsin” diye yapılan bir yatırım değildir.
Anne, zaten korunması ve beslenmesi gereken bir insandır.
İlk Rızık Yalnız Bebeğe Değmez
Emzirmenin biyolojik hikâyesi yalnız bebeğin bedeninde devam etmez.
1,19 milyondan fazla kadının yer aldığı sistematik derleme ve meta-analizde, emzirme öyküsü daha düşük kardiyovasküler hastalık, koroner kalp hastalığı, inme ve ölümcül kardiyovasküler hastalık riskiyle ilişkili bulunmuştur. Ancak kanıtların önemli bölümü gözlemseldir ve çalışmalar arasında belirgin heterojenlik vardır. tschiderer-et-al-2022-breastfee…
Başka bir sistematik derleme ve meta-analiz ise daha uzun emzirme süresini daha düşük meme ve over kanseri riskiyle ve daha düşük tip 2 diyabet riskiyle ilişkilendirirken; kemik mineral yoğunluğu ve postpartum ağırlık değişimi gibi bazı sonuçlarda net bir ilişki gösterememiştir. Acta Paediatrica - 2015 - Chowd…
Bu yüzden emzirmeyi “anne için şu hastalığı önler” gibi kesin sonuçlara indirgemek doğru olmaz.
Ama şunu söylemek mümkündür:
Emzirme yalnız bebeğin beslendiği değil, annenin fizyolojisinin de içinde olduğu iki yönlü bir dönemdir.
Vahyin Sofrasında İlk Rızık
Bakara 2/233’e yeniden döndüğümüzde ayetin bütünlüğü şimdi daha görünür hâle geliyor.
Bir bebek var.
Onu emziren bir anne var.
Annenin ihtiyaçlarından sorumlu tutulan bir baba var.
Zarara uğratılmaması gereken ebeveynler var.
Birlikte verilmesi gereken sütten kesme kararı var.
Ve şartlar değiştiğinde başka bir kadının bebeği emzirebilmesine açılan bir kapı var.
Vahiy, ilk rızkı anlatırken tek bir bedeni değil, bir ilişkiler ağını koruyor.
Belki de bu yüzden ayeti yalnız “iki yıl emzirin” şeklinde okumak eksik kalır.
Çünkü bebeğin ilk rızkının ardında yalnız süt yoktur.
Emek vardır. Sorumluluk vardır. İstişare vardır. Korunma vardır.
Ve bütün bunların üzerinde merhamet vardır.
Modern bilim anne sütünün oligosakkaritlerini, yağ asitlerini, hormonlarını, bağışıklık bileşenlerini ve mikrobiyotasını anlamaya çalışıyor.
Vahiy ise başka bir soruyu da sofraya bırakıyor:
Bir insanı beslerken, onu besleyeni ne kadar gözetiyoruz?
Belki Vahyin Sofrası’nın en eski hâli tam da burada başlıyor.
İnsanın ilk lokmasından bile önce;
bir annenin bedeninden gelen rızkın, emanet ve merhamet içinde paylaşılmasında.
Diyetisyen Notu
Anne sütü ve emzirme bebeğin beslenmesinde çok değerli bir yere sahiptir; ancak her anne-bebek çiftinin koşulları aynı değildir. Süt üretiminin yetersiz olduğu, emzirmenin mümkün olmadığı veya tıbbi nedenlerle farklı beslenme yöntemlerinin gerektiği durumlar olabilir.
Bakara 2/233’ün kendisi dahi sürece tek bir katı yol çizmez; karşılıklı karar, sütten kesme ve gerektiğinde sütanne seçeneğinden söz eder.
Bu nedenle emzirme bilgisinin anne üzerinde suçluluk veya yetersizlik oluşturacak bir dile dönüşmemesi önemlidir.
Bebeğin yeterli beslenmesi ve annenin sağlığının korunması aynı bütünün iki parçasıdır.
